istemlerin farklı tarihlerde yapılması ve ihale konusu malların miatlı mallar olması nedeniyle, bu şekilde alım yapılmasının kurum yararına ve yasal yönteme uygun bulunduğu,

ÖZET : TCY.nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatını haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır. Sanıkların ihaleleri/'>-kararlari/'>-yonetmelikleri/'>-yargi/'>-karsi-oylari/'>-kanunu/'>-ilanlari/'>-hukuku/'>-hukuk/'>leri/'> yasasına aykırı bir davranışlarının saptanamadığı, sürecinin yasal düzenlemelere uygun olarak gerçekleştirildiği, düzenlenen ön inceleme raporlarının objektiflikten uzak ve dosyadaki kanıtlarla doğrulanmadığı, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce Dinamik ve Renak Ltd. şirketlerinin aynı kişilere ait olduğu yönündeki yazılarının uyarı niteliğinde bulunduğu, bu şirketlerle ilgili bir yasaklama kararının bulunmadığı, pazarlık kararındaki tarihlerin yazım yanılgısından kaynaklandığının, tanık anlatımları ve diğer evrakları ile doğrulandığı, nin bölünmezliği ilkesini aykırı davranıldığı iddiasının da varsayımlara dayandığı, istemlerin farklı tarihlerde yapılması ve konusu malların miatlı mallar olması nedeniyle, bu şekilde alım yapılmasının kurum yararına ve yasal yönteme uygun bulunduğu, sanıklara atılı suçların ögeleri itibariyle oluşmadığı anlaşılmaktadır.  Protokole rağmen idareye ait araçların ücretsiz olarak pasta-cilasının yapılmaması eylemi yönünden yapılan incelemede, TCY.nın 230. maddesinde düzenlenen, görevi ihmal suçu ise, ceza uygulamasından memur sayılan kimsenin görevini yapmaması ya da gecikerek yapması ile oluşur, görevi kötüye kullanma suçunda etkin ( aktif ), görevi ihmal suçunda ise etkin olmayan ( pasif ) bir davranış söz konusudur. Bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, pasta ve cilalama işleri teknik bir iş olup, bu iş döner sermaye müdürü olan sanığı değil, teknik servisi ilgilendirmektedir, işlemin yapılmamasında sanığa atfı kabil bir kusur bulunmamakta olup, toplanan kanıtlar da hüküm vermeye yeterlidir. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunmamaktadır.

 

DAVA : Görevde yetkiyi kötüye kullanmak ve görevi ihmal suçlarından sanıklar Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta, Selim Yıldırım ve Rumi Evren Talu’nun beraatlarına ilişkin Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.12.2000 gün ve 279/258 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 25.6.2001 gün ve 7059/8233 sayı ile; “Sanıkların daha önce amir memur ilişkisi içerisinde olması olası bulunan emekli Tapu Kadastro Genel Müdürünün de katılımıyla oluşan, müfettiş raporunda irdelenen ve iddianame kapsamında bulunan bir kısım eylemleri kapsamayan, gerekçeden yoksun bu nedenle de yeterli olmayan bilirkişi kurulu raporuna yaslanılarak beraat kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmuştur.

 

Bozma gereğini yerine getirerek, yeniden bilirkişi incelemesi yaptıran Yerel Mahkemece, sanık Muhammedi Şerafettin Tanır hakkında, görevi ihmal ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından Ankara 16.Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davası, bu dava ile birleştirilip, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, diğer beş sanık ve Muhammedi Şerafettin Tanır haklarında 30.11.2001 gün ve 460/276 sayı ile beraat kararı verilmiştir. Katılan vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm de dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 17.6.2002 gün ve 12662/11091 sayı ile;

 

“1- Sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Talu’nun 14.12.1995 ve 11.12.1995 tarihlerindeki düşük teklif veren firmaların tekliflerini değerlendirmeye almama ve 25.6.1996 tarihinde, klima alımı sinde montaj gideri birlikte gözetildiği halde ayrıca montaj için yapma eylemlerinde, 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’un bazı maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu yolunda Yerel Mahkemelerin Anayasanın 152. maddesi uyarınca yaptıkları itiraz üzerine, Anayasa Mahkemesince; anılan Yasanın ilgili bendindeki TCY.nın suça ilişkin 240. maddesinin süre koşuluna bağlı olmaksızın 27 Ekim 2001 tarih ve 24566 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.7.2001 tarih ve 4/332 sayılı kararıyla iptal edildiğinin anlaşılması karşısında atılı suçun 4616 sayılı Yasa kapsamında kalacağı ve anılan Yasada değişiklik yapan 4758 sayılı Yasa da gözönünde tutularak sanıkların hukuksal durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

 

2- Sanıklar Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, Muhammedi Şerafettin Tanır, Selim Yıldırım ve Fevzi Çanta’nın;

 

a ) 1.7.1999 ve 31.12.1999 tarihinde Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce, aynı kişilere ait firmalar olduğu saptanmakla idareye karşı hile yaptığı hususunda uyarılmalarına karşın Dinamik ve Renak Ltd. şirketlerinden malzeme alımı yapma,

 

b ) Pazarlık kararından sonraki tarihleri içeren tekliflere dayanılarak alım yapma,

 

c ) İhalenin bölünmezliği ilkesine aykırı davranarak küçük parçalar halinde ayrı ayrı zamanlarda alımlar gerçekleştirmekten ibaret eylemlerinin,

 

Yasal görevlerini yaparken yasalara ve yazılı hukuka aykırı davranmak suretiyle görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarını oluşturmasına karşın, genel kasıtla işlenen suçta özel kasta ağırlık veren ve ancak TCY.nın 240. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasına yol açan indirici neden olabilecek zarar yokluğuna dayanan salt bilirkişi raporuna yaslanılarak yetersiz gerekçeyle karar verilmesi,

 

3- Sanık Fevzi Çanta’nın Ergenler Oto Ticaret Firması ile yapılan protokol gereği idareye ait araçları yılda bir kez ücretsiz pasta-cila yaptırmaması eyleminde, bu işin adı geçenin yasal görevi olup olmadığı saptanmadan, yasadan doğan görevi ise görevi savsama suçunun oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma sonucu yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraatine hükmolunması” isabetsizliğinden bozulmuştur.

 

Yerel Mahkeme ise 7.10.2002 gün ve 273/222 sayı ile; “Sanık Şinasi Bayraktar’a yönelik suçlamalar bölümünde idareye karşı hile yaptığı belirlenen firmalardan alım yaparak görevini kötüye kullandığı, pazarlıkla ye ilişkin teklif mektupları henüz alınmadan komisyonu kararı aldığı, nin bölünmezliği ilkesine aykırı hareket ederek idareyi zarara uğrattığı iddia edilmiş olup burada sanık Şinasi Bayraktar genel müdür muavini olup, komisyon kararlarının genel müdür onayı ile geçerlilik kazandığı, parafın işlemin hukuki geçerliliğini sağlayan ya da tamamlayan bir husus olmadığı, yapanların her türlü sorumlulukların paylaşması anlamına da gelmeyeceği, zira, komisyona katılmayan bir kimsenin Pazarlığın tüm aşamalarını bilmesi ve bu aşamalardan sorumlu tutulmasının da mümkün olmayacağı, hiyerarşik makamların paraf ve onay niteliğindeki imzalarının bu kararlara 3. kişiler açısından geçerlilik ve uygulama kabiliyeti kazandırmak için olduğu ve bu kişilerin komisyon üyelerinin fiiline doğrudan iştirakleri ispatlanmadıkça sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, sanık Şinasi Bayraktar’ın yukarıda belirtilen iddialara konu lerde komisyon üyesi olarak imzası bulunmadığından cezai açıdan hatta mali sistemimiz açısından sorumlu tutulmaması gerektiği, aynı konularda Şinasi Bayraktar ile birlikte suçlanan Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta ve Selim Yıldırım’ın da cezai sorumluluklarının bulunmadığı, Sanıklara isnat olunan suçlardan bir tanesi de Dinamik Kırtasiyeden yapılan alımlarla ilgilidir. Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü kontrolörlerinin yaptıkları denetimler sırasında uyarıldığı, buna rağmen alış veriş yapıldığından bahis edilmektedir. Bu firmadan alış veriş yapılmaması veya ye alınmaması konusunda her hangi bir yasaklamanın bulunmadığı, sadece daha dikkatli olunması gerektiği belirtilmektedir. Mevcut belgelerde alımlarda görevi kötüye kullandığını gösteren her hangi bir delil bulunmamaktadır. Zira görevi kötüye kullanma suçu özel bir kastı gerektirir, sanıkların her hangi bir çıkar veya çalıştıkları kamu kurumuna zarar verme amacını taşıdıkları hususunda her hangi bir delil bulunmamaktadır. Yine sanıklarla ilgili müfettiş raporunda yapılan alımın piyasa rayiçlerine nazaran pahalı olduğu belirtilmiş olmasına rağmen bu pahalılığın miktarı veya derecesi tarif edilmemiştir. Neye göre pahalıdır, neye göre ucuzdur. İddiada bulunan bu iddiasını açıklamalıdır. Bu gün pahalı kabul edilen eşyanın bir başkası tarafından normal değerde veya ucuz kabul edilmesi izafi ve sübjektif bir kavramdır. Objektif olmaktan uzaktır. Sanıkların çıkar sağlamak amacı ile hareket ettiklerine ilişkin her hangi bir delil hatta karine bile bulunmamaktadır. Bu nedenle genel müdürün denetimindeki müfettişlerin daha sonra genel müdür muavinliğine atanmış olması gibi maddi bir olaydan hareket edildiğinde müfettiş raporunun ne kadar objektif olduğu da tartışmalıdır. Pazarlık yöntemiyle yapılan lerde teklif mektupları henüz alınmadan komisyon kararlarının verildiği iddia edilmektedir ki, bu iddianın da hiçbir kanıtı bulunmamaktadır. Zira, ye katılan başka bir firmanın her hangi bir yakınması bulunmamaktadır. İddia edildiği gibi yapılmadan teklif mektupları alınmadan pazarlık yöntemi ile yapılmış olsa bu işten çıkartılan diğer firmaların mutlaka olaydan bir şekilde haberdar olmaları gerekmektedir. Oysa bu firmaların böyle bir şikayeti yoktur. Kaldı ki, açılan ler usulüne uygun yapılmış, ilanlar verilmiş ve her hangi bir eksikliği bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yöndeki müfettiş görüşüne de katılınmamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir